KÜLTÜRÜ LİDERLER İNŞA EDER

17 yıl kadar önce.. Trabzon Havalimanı.. saat 22:00 suları.. İstanbul uçağından henüz inmiştim. Üst ve orta kademe yöneticilerine liderlik eğitimi vermek üzere davet edildiğim şirketin havalimanına gönderdiği şoför arkadaş tarafından karşılandım. Araca bindik. Arka koltuğa oturdum. Çayeli’ne doğru karayolundan 1 saat 15 dakika kadar daha yolumuz vardı. Yolculuk sırasında okumak için hazırladığım notlarımı açtım. Kısa süre sonra farkettim ki araç halen kımıldamamıştı. Şoför arkadaş da yerini almıştı ama araçta öylece oturuyorduk. Bir aksilik mi var diye merak edip notlarımdan başımı kaldırdığımda şoförün aynadan nazik uyarısıyla karşılaştım. “Hocam kemerinizi bağlamadınız. Hareket etmek için sizi bekliyorum” dedi. ‘Arka koltukta bağlamak gerekiyor mu?’.. ‘Ama İstanbul’da kendi şoförüm kullanırken de arkada bağlamıyorum ki..’ İstanbul’da bile kimse bağlamıyor ki’ gibi kendime bile anlamsız gelen cümleler geçti zihnimden. Arka koltuktaki emniyet kemerleri sanki yalnızca bebek koltuklarını kilitlemek içinmiş gibi bir algım daha doğrusu yanılgım vardı.“Ah! Elbette.. okuyacaklarıma dalmışım, iyi ki uyardınız” deyip sanki hep arka koltukta bağlarmışım gibi bir edayla kemerimi bağladım. Yol boyunca düşündüm. Sırf aracın güvenlik uyarısı sesini susturmak için yuvalarına takılan kemersiz emniyet (!) tokalarını düşündüm. Bindiğimiz taksilerde değil arka koltukta, önde şoförün yanında bile kemer bağladığımızda nasıl tuhaf hatta şoföre güvensizmişiz gibi bakan gözlere maruz kaldığımızı anımsadım. Nasıl olabiliyordu? Ülkenin çoğu yerinde minder aralarına sıkışan, çoğunluğun varlığını bile farketmediği arka koltuklardaki emniyet kemerleri, öğrenim düzeyi daha yüksek büyük şehirlerimizde ya da il merkezlerimizde dahi kullanılmazken nasıl oluyordu da o yıllarda merkez nüfusu 22.000’i geçmeyen Çayeli’nde böyle bir kültür gelişmişti? Bunu ne mümkün kılmıştı? Bir danışman olarak eğitim vermeye davet edildiğim şirketin gönderdiği şoför arkadaşı emniyet kemeri kullanımı konusunda beni eğitecek bilinç düzeyine eriştiren neydi? Bizimki kadar trafik kurallarına uymak konusunda özensiz bir memlekette bu tutum nasıl kazandırılmıştı? Burası bir maden şirketiydi. İSG önlemleri ve çalışanların genel bilinç düzeyi değil madencilik sektörüne başka sektörelere de ilham verecek bir duyarlılık seviyesindeydi. Anımsayalım. Ülkece daha 21.yüzyılın başında 301 madencimizi yitirdiğimiz ve alnımızda kara bir leke olarak duran Soma faciasını yaşamıştık. Üstelik izleyen yıllarda hiç ders de çıkarmadan ihmaller zincirinin sürmesine her defasında canımız acıyarak tanıklık ediyorduk. Sarsıcı Soma (2014) travmasından 2 yıl sonra Şirvan / Siirt’te 16 işçi, 8 yıl sonra Amasra / Bartın’da 42 işçi, 10 yıl sonra İliç / Erzincan’da 9 madencimizi yitirdik. Yaşam riskinin en yüksek ve ihmallerin bedellerinin bu denli ağır olduğu madencilik sektöründe ülkece dersler çıkarmadan kayıplar vermeye devam ederken aynı sektörde bir firma yer altında değil, yer üstünde kendisine hizmet veren, misafirlerini taşıyan taksi şoför kadrolarına dahi arka koltukta kemerini bağlamayanları nazikçe uyarıp eğitecek bir bilinci nasıl aşılayabiliyordu? Yanıtı tek kelimeydi; Liderlik !
Bu maden şirketinin başındaki lider kadro yalnızca çalışanlarının İSG kurallarına uymalarını değil, hizmet veren taksi şoföründen eğitim vermeye gelen danışmanına kadar herkesin bu bilinç ve kültür düzeyinin gerektirdiği davranışlarını üstelik de içselleştirerek sergilemesini başarabilmişti. Soma yaşandığında galerilerinde tek bir yaşam odası dahi olmadığı haberlere yansımıştı. Çayeli’ndeki madende ise Türkiye’nin toplam yaşam odası stoğunun dörtte üçünün yer aldığını söylemişlerdi. Genel müdürden ilk kademe şefine dek herkesin zihninde “En değerli cevherimiz insanımızdır” mottosu asla bir slogan değil, mesailerinin her anına damgasını vuran bir ilkeydi. Firmaya giden herkesin dışarıdan da baktığında görebileceği bir çalışma kültürüydü.
Kültür doğuştan sahip olduğumuz bir olgu değildir. Öğrenilen, yaşanılan ve sonrakilere aktarılan değer setidir. Sizce Çayeli Petek Taksi durağındaki herhangi bir şoför izin gününde ailesini yaylada pikniğe götürürken arka koltukta oturan sevdiklerine “emniyet kemerini tak” demiyor mudur? Başka sürücülerin yapmaması onu da kurallara uymaktan vazgeçiriyor mudur? O durağın taksi şoförlerinin arka koltukta oturan çocuklarını koruyan maden şirketinin lider kadrosunun kazandırdığı kültürdür.
Kültürleri liderler inşa eder.